Sanırım
kezbanlık günümüzün en popüler karakter tınılarından birisi.
Kezban denildiğine bakmayın, aslında cinsiyetten bağımsız bir
şey olsa da daha çok hanımkızlarımızda akutlaşan bir sorundan
bahsediyoruz burada. Zihne zarar, cilde zarar bir şey bu. Peki,
nasıl tanıyacağız? Veya kezbanlık müessesesi nedir? Kendimce
tanımlamaya etraflıca anlatmaya çalışayım.
Kezbanlık
ilgi açlığının alışkanlık haline gelmesi benim nazarımda.
Gerek facebook gerekse twitter sayesinde gördüğümüz kezban
aforizmalarından bunu çıkartıyorum. "Neden dünya benim
etrafımda dönmesin ki?!!11birbirbir" şeklinde bir arkaplanı
var o çok gördüğümüz aforizmaların kökeninde. Çünkü
kendisinden başka konuşacak bir konusu yok bu insanların. Kültürel
zevki popülerin ötesine geçemeyen ve beynini "daha çok nasıl
ilgi çekebilirim" diye zorlayan birisinden bahsediyoruz. Hobisi
olmayan, hayat amacı "zengin ve aptal bir koca" bulmak
olan bir insan bu.
Dürüst
olunsa belki de o kadar tepki çekmeyecek bu grup. Ama ikiyüzlülük
iğrenç bir şey. Kendisine bakan her "çirkin" erkek bir
"omo bono tocoz ottolor" cümlesiyle karşılanırken aynı
hareket veya bakışı kendilerinin ilgilendiği birisi yaptığında
"omo no romontok" oluyor. Diyelim ki bankada sıra
beklediler "bankacı beni kıskandı" şeklinde
yorumlanıyor. Yahu, ne kıskandısı. Q-matik sana onu vermiş insan
gibi bekle. Ama hayır, etrafında gezegenlerin döndüğü bu kadını
bekletmek kesinlikle illüminati işi.
Sanırım
beni en fazla sinir eden karakter özelliği hiçbir şeyden
sorumluluk almamaları. Yani atıyorum ben öyle kötü bir ilişki
yaşasam, ki yaşanabilir, ve bu sürekli hale gelse, ki olabilir,
bunun sorumlusunu etraf yerine kendimde ararım. "Ben ne
yapıyorum da insanlar böyle davranıyor?" diye sorarım. Ya da
en basitinden varlığı tamamen sosyalleşme ve sevgili bulma olan
bir siteye üye olduysam insanlar bana mesaj attıklarında "ieaeey
tacieeaz" diye velveleye vermem. Ha tabii bu türlü sitelerde
kezbanları tanımak da kolay. Zira aradıkları erkek
özelliklerinde:
-
alışveriş yapmayı, bol para yemeyi severim (tabiki kendi paramı
deyil)
ve
muadili cümleler yazan insanlar bunlar. Kezbanhunter.blogspot.com
adresinde bol bol örneklerini bulabilirsiniz. Yani ablaların bu tür
sitelerde aradığı şey bir erkek veya bir ilişki değil - bir
kumbara. Çok rahat bir domuzcuk kumbarası ile "birlikte
olabilir" ve kumbarayı bile kendilerinden koşarak
kaçırtabilirler. Nitekim diyelim gemiyi azıya aldınız, duvarlara
tırmanmaktansa kezbanım olsun dediniz ve verdiniz odunu. Bir kere
tatmin etmek adınız Bill soyadınız Gates olsa bile mümkün
değil. Kezbanlık sürekli bir memnuniyetsizlik hali çünkü. Ve
sonunda sonsuza dek koşan ama bir yere varamayan bir hamster'a
dönüşüm kaçınılmaz.
Gerçi
empati kurmak zor ama imkansız değil. Bu insanlar kafaca fakir
insanlar. Aptal anlamında değil, mali anlamda da değil.
Açıklayayım, gördüğü hayat stili dizilerden ibaret olan
insanların o hayata ulaşma çabası sadece. Bakıyorsunuz dert yok
tasa yok o ütopyalarda ama her ütopya gibi gerçek de değil. Ama
bu gerçekdışılık hali bir türlü algılanmıyor, algılanamıyor.
Yeterince zengin birisi bulunursa evde oturulacak, koca, eş, sevgili
çalışırken; erkek bir metres bulunacak. Diyorum ya,
memnuniyetsizlik baki. Adam para kazanmak için evde yoksa, ki
normaldir, "ilgilenmiyor" olacak ve anında, hatta
nanosaniyesinde, kendisini "mutlu" edecek başkaları
"yanlış erkek" klasmanından hayatlarına girecek.
Kısacası
böyle. İnsan yüzüne kezzap atıldığında yaşayabilir, ama
kezban atılırsa eğer... hayatı kararır. Bu çok net bir gerçek
ne yazık ki.
Bu arada
belirtmeden geçemeyeceğim. Yazıyı yazdıktan sonra aklıma geldi.
Bu kezbanitoların bir de "Yabancı erkek" sevdalı olan
tipleri var. "Finli/Norveçli/Bişeyli olsun da ne olursa olsun"
mottosuyla takılıyorlar bunlar. Diyorum ya kafaca fakirlik diye,
Türg erkeklerinin "fakir"liklerinden "gına"
gelmiş olan bu arkadaşlarımız eğer bir üniversiteye
gidiyorsalar Erasmus yapmak konusunda çok ihtiraslı oluyorlar.
Diyelim ki burada bir sevgilileri var erasmus öncesinde, ilk iş
olarak o sevgiliyi:
- Yhaa
zor oluo böyle uzaktan...
diyerek
hayatlarından defedip hemen ardından kendilerini sadece ve sadece
bir fuckbuddy olarak gören ama onlara sorarsanız:
- Marco chok romantiikkkkkk
- Marco chok romantiikkkkkk
yanıdı
alacağınız üç kuruşluk, yolda görseniz sopayla girişeceğiniz
insanlarla "takılıyorlar." Hayır bunu gördüm,
eğitimimin bir kısmı Avrupa'da geçtiğinden ötürü bu süreci
tamamen gözlemledim ve insanlardan tiksindim resmen. Ha, diyelim ki
üniversiteye gitmeyen bir arkadaşımız bu. Kendisini chatroulette
içinde görebilirsiniz pek rahatlıkla. Normalde bir şeye çaba
harcamak istemeyen insanların İngilizce öğrenmek konusundaki
çabaları çok canhıraş oluyor.
Tuhaftır,
kendi gibi davranan insanlara da düşmanlık beslerler. Aslında
tuhaf değil, nitekim her kezban diğerine bir rakip. Niye o varken,
ah o!, başkası var ki?! Bir işyerindeki huzuru yoketmek için iki
kezbanı masa arkadaşı yapmak yeterli. Anında kulislemeler, anında
kafa göz yarıcı politikamsı olaylar cereyan eder.
Garip
işte insanoğlu... vapurlar filan.